İçinde yaşadığımız çevre ister istemez nasıl bir insan olacağımıza da bir şekilde yön veriyor. Çoğunlukla günlük koşuşturmacalarımızın içinde bu etkiyi hissedemesek de, hatta bazen nasıl bir insan olduğumuzu düşünmeyi bile unutsak da içinde bulunduğumuz çevrenin üzerimize olan etkilerini yadsıyamayız. En nihayetinde insan dünyaya gelmekte ve dünya içinde varlığını sürdürmekte. Buradaki dünya, aslında basit bir şekilde fiziksel olarak varlığımızı sürdürdüğümüz dünya parçası oluyor. Örneğin; Silivri’de yaşamak ile Nişantaşı’nda veya Ümraniye’de hatta farklı bir ilde yaşamanın hem fiziksel anlamda hem de psikolojik anlamda üzerimizde bambaşka etkileri var. Nüfus yoğunluğunun az olduğu bir sahil beldesi ile nüfusunun, araç yoğunluğunun, farklı sektörlerin merkezlerinin fazla olduğu bir yerde yaşamak ister istemez bizi bambaşka şekillerde etkiliyor. Biz her ne kadar bu etkileri bilinçli olarak fark edemesek de, hatta bizi etkileyebileceğini bile düşünmesek bile fiziksel bir varlık olmanın sonucu olarak bulunduğumuz fiziksel çevreden de etkileniyoruz. Burada insanın aklına iki soru geliyor. İlk olarak nasıl oluyor da bu fizikselliğimizi es geçebiliyoruz ve bu fizikselliği es geçmemiz doğru bir şey mi?
İlk olarak nasıl bu fizikselliği es geçebildiğimizi incelersek eğer aslında bu duruma göre çok daha fiziksel meseleleri es geçtiğimizi fark etmek düşündürücü bir nokta. En basit örnek olarak kimi zaman açlığımızı, kimi zaman yorgunluğumuzu, dinlenmeye veya uyumaya olan ihtiyacımız gibi direkt bedenimizden gelen ihtiyaçlarımızı görmezden gelebiliyoruz. Ya da daha dönemsel olarak kilo aldığımızı veya verdiğimizi, bizi ciddi ölçüde olmasa da sürekli olarak rahatsız eden ağrılarımız gibi birçok temel ihtiyacımızı, bedenimizin verdiği uyarı sinyallerini ihmal edebiliyoruz. Bunlara oranla nasıl bir çevrede yaşadığımızın üzerimize olan etkilerini es geçebilmek daha kolay gözüküyor göze. Bu ihmalkarlığın sebebi olarak ise akla gelen etmenlerin başında çoğunlukla vücudumuzdan, fizikselliğimizden daha büyük daha önemli şeylerin peşinde olmamız geliyor. Öyle önemli şeylerle uğraşıyoruz ki bu uğurda bedenselliğimizi ihmal edebiliyoruz. Umarım ki gerçekten değecek şeyler için bedenimizi ihmal ediyoruzdur. Ya da en azından bazı şeyler uğruna bedenimizi ihmal ettiğimizin farkında olalım ki bunun sorumluluğunu alalım. Yarın öbür gün bu durumla yüzleştiğimizde ‘böyle olacağını bilmiyordum’ demek yerine ‘evet bunu ben tercih ettim’ diyebilmek iki farklı başlangıç noktası olacaktır.
Bedenimizi ihmal etmemizin, çevremizin üzerimize olan etkilerini ihmal etmemizin farkında olmanın önemli olduğuna değinmekle ikinci soru olan fizikselliğimizi es geçmemiz doğru bir şey mi sorusuna bir nevi ‘hayır değil’ gibi cevap verdiğim anlaşılabilir ancak bu noktayı açarsak aslında vermek istediğim cevap elbet bazen ihmal ettiğimiz bazen de önem verdiğimiz dönemler, zamanlar olacaktır. Önemli olan bu dengenin bir tarafa fazlaca bozulmaması ve bizim dengeyi ne tarafa ne kadar ve nasıl bozduğumuzun farkında olmamız gerektiği cevabı olurdu. En nihayetinde farkında olduğumuz ve tercih ettiğimiz bir hayat yaşamamız fiziksel ve duygusal yönden koruyacaktır.
Zerrin Köse CAN
Uzm. Psk. Dan.